28 Ekim, 2014

Yağmurlu bir günden gezi notları

Ankara'nın havası bir garip...Dün yağmur, soğuk, şimşek gök gürültüsü vardı bugün şimdilik güneşli :) Gerçi dün de sabahtan güneşliydi, sonra bir yağmur başladı, her yeri sel aldı resmen.
Hava sabahtan güzel olunca biz de kendimizi dışarıya attık. Gerçi geçen haftadan planladığım bir gündü, yağmur da olsa beni durduramazdı :) Plan önce Kızılay'a gidilecek, sonra Ulus'a geçilecek :) 

Plana kardeşimi ve Nilay'ı da dahil ettim. Sabah eşimle Eylül'ü kreşe bıraktıktan sonra Kızılay'a geçtik. Kardeşimle küçük bir kahvaltı yaptık, sonra aklımızda olan bir kaç yere uğradık, bu arada Nilay'ın gelmesini de bekledik. Nilay gelince önce Beyaz yüne sonra Yiğit Düğme'ye uğrayıp açılışımızı yaptık :) Sonra hemen otobüse binip Ulus'a geçtik, zaman kaybetmemek lazımdı :) 

Ulus'taki ilk adresimiz daha önce bir kaç kez duyduğum, geçen pazartesi kurs ile ilk kez gittiğim yüncü (ya da trikocu ya da henüz benim adlandıramadığım) oldu. Burasını size tarif etmek biraz zor olacak, kısaca resimlerini paylaşayım ve diyeyim ki, triko yünleri ve ürünleri var. İlk gittiğinizde bunlarla ne örülür ki diyorsunuz, sonra alışınca hangisini alsam diye şaşırıyorsunuz. Burayı Lale Teyze ve oğlu Serdar Bey işletiyor, resimler ve adres aşağıda...




 Bu resimde Lale Teyze'm iş başında, yaptıkları triko ürünleri söküp sarmak, sonra da rafları doldurmak :)




Ben raflar arasında gezerken çok mutlu oluyorum, dediklerine göre daha eksikler varmış, yine ziyaret etmek gerek yani...






Aldığım yünlerle henüz bir şeyler başlamadım, ama başlar başlamaz sizlerle paylaşacağım.

Bizim günümüz buradan sonra Sulahan ile devam etti, Nilay Suluhan'da alışveriş yaparken kardeşimle ben bahçesinde oturup gözleme ve çay keyfi yaptık (öğle yemeğimiz), Nilay daha sonra bize katıldı. Yağmur bastırınca muhabbete devam ettik, bir sonraki adresimizi belirledik. Kırkyama için kumaş alışverişine, Ulus'tayken Çıkrıkçı'lara gitmeye karar verdik.

Bir de Çıkrıkçı gezisi ve kumaş alışverişi (kumaşlarımı daha sonr apaylaşacağım sizlerle) derken yorulduk, kahve ve yanında tatlı bir şeyler yemeğe karar verdik. Yeni adresimiz, Ulus Mado oldu. Biz oturduktan (ki yine bahçe kısmına oturduk) bir süre sonra yine yağmur bastırdı, ama bu sağanak geldi, yağmur eşliğinde tatlı keyfi ve biraz dinlenmenin ardından, Anafartalar Çarşısı alt katındaki ihraç fazlası yünlerin satıldığı yeni adresimize yol aldık :) Bu son adresimiz oldu, biz kardeşimle daha sonra İstanbul Baharat'a uğrayıp ufak bir alışveriş yaptık ama Nilay ile burdan sonra evelre gitmek üzere ayrıldık.

Ben harika bir gün geçirdim, yağmur bana göre sadece tuzu biberi oldu. Akşam verimsiz oldu, zira çok yorgundum, Eylül' le birlikte uyudum erkenden...Bugün evdeyiz ikimizde ve biraz sonra yeni yünlerimle denemeler yapmaya başlayacağım...Denemeleri sizlerle paylaşmak umuduyla...


Yukarıdaki yüncünün adresini paylaşayım unutmadan:
Serdar  Triko
Sanayi Cad. Sanayi Han A Blok No:23/7 Ulus

25 Ekim, 2014

Bir fıstıklı şal daha...

Yine kaybolmadan, hazır rehavetten kurtulmuşken yeni bir yazı yazayım dedim. Aslında bu aralar yazı yazmaya ve ya örgülerimle, hobilerimle ilgilenmeye daha çok vaktim var. Neden mi? Çünkü Eylül kreşe gidiyor ve tüm gün bana kalıyor :) Yaşasın ! 

Durum böyle olunca ben de hemen kendimi kurslara verdim. Belmek kurslarına daha önce gitmiştim, bu sefer de hem kırkyama hem de örgü kursuna kayıt oldum. Kırkyama biraz farklı oldu benim için, dikiş bilmeyen biri olarak biraz zorlanıyorum ama zevkli geliyor bana.Bakalım ortaya neler çıkacak, ya da en azından acaba becerebilecek miyim?

Örgü yazdığımda bir çoğunuz "neden örgü, zaten biliyorsun" diye geçirmişsinizdir içinizden. Evet örgü örmeyi biliyorum, oldukça da iyiyim bu konuda ama bana göre öğrenmenin sınırı yok, büyük ihtimalle bu kursta eksik olduğum bazı konularda deneyim kazanacağım, yeni şeyler öğreneceğim. Bana göre iki branşta bana yeni ufuklar açacak, farklı bakış açıları kazandıracak.



Bu arada sizlerle daha önce örmüş olduğum bir modelin tekrarını paylaşmak istiyorum. Fıstıklı şalı daha önce örmüş elimden geldiğince anlatmıştım. Bir tane daha ördüm bu şaldan ve bu sefer şal gibi fıstıklı bir bere ile takım yaptım. Berenin modelini Sevil arkadaşım açıklamıştı bizlere, izni olursa daha sonra sizinle paylaşırım nasıl örüldüğünü. Ben şalı da bereyi de severek ördüm. Şimdi takım olarak Stitchland Dükkan'da satışta. Umarım beğenen ve almak isteyen birileri olur :)




23 Ekim, 2014

Blogger Tipim ?

Blog Hocası'nı takip eder misiniz? Ben ederim, gerçi çok uzun olmadı takip etmeye başlayalı ama kendisinden çok yararlandığım konular oldu, arşivine karıştırıp karıştırıp yararlanmaya devam ediyorum. Blog yazanların da takip etmesi gerektiğine inandığım oldukça yararlı bir blogdur, not ediniz derim.

Şimdi diyeceksiniz, " en son 1,5 ay önce yazmışsın, bloguna uğramıyorsun, neyine takip ediyorsun ve bu başlığın anlamı ne?" Hemen cevap vereyim efendim; bloguma nedense uzun uzun aralıklar verir oldum, tembellik mi diyeyim, ya da blog yazarlığı konusunda tam bir alışkanlık edinememi diyeyim, yoksa kafam, hayatım, o kadar karışık, bazen bazı şeyler o kadar hızlı gelişiyor ki ben ayak uyduramıyorum, hayatın o hızını buraya aktaramıyorum mu diyeyim...Benim aralıklı yazmamın sebepleri bu tür şeyler. 

Başlığa gelince Blog Hocam' ın Blogger Tipleri bir yazısında blog yazarlarını sınıflandırmış, zevkle okuduğum  ve "hıımm ben hangisiyim ki tam olarak " diye hala üzerinde düşündüğüm bir yazıdır. Ama benim yazma düzenimi düşününce oraya bir tip daha yerleştirmek gerektiğine inanıyorum; 'Tembel blogger tipi' :)




Tembel blogger tipi: Aslında bunlar kendi içlerinde çok üretkendirler, ama o kadar tembeldirler ki ürettiklerini resimlemek, bloglarına yüklemek ve yazı yazmak çoğu zaman "yarın yaparım, yarın olmazsa sonraki gün yaparım" şeklinde bir türlü sonlanmayan erteleme sürecine girer. Bazen bloglarını yazı bombardımanına tutarlar bazense aylarca ortalarda görünmezler. Sonra da pişkin pişkin "Ben geldiiim" diye hiç bir şey olmamış gibi yazmaya devam ederler :)

İşte bu benim arkadaşlar...

Ama geri geldim yine, en azından bir sonraki araya kadar burdayım :)

10 Eylül, 2014

Baykuşlarım

Geçen yazımda baykuşlar nereye uçuyor diye yazmıştım. Elimdeki projeden ipucu vermek için yapyığım baykuşları resimlemiştim size. O baykuşlar uçtu uçtu ve sonunda bir havlunun ucuna kondu :)

Baykuşlarıma çerçeve ördüm, sonra hepsini birleştirdim, kenarlarına ufacık bir oya geçtim ve havluya diktim. Dikerken biraz zorlandım, ilk defa bu tür bir şey yaptığım için, örmekten daha çok zaman harcadım ama onu da yaptım .




Nasıl olmuş sizce havlum??

Model Tecendo Artes blogundan, uzun zamandır arşivde bekleyenler arasından. Ben lif iplerini kullanarak ördüm, tığım da lif için uygun olan 8 numara tığ idi. Proje  sonunda elde ettiğim tecrübe, lif ipi çok uygun değil böyle bir iş için ve tığ da çok ince kaldı. Belki etamin yünü denilen iplerle ve ya ince merserizelerle çok daha iyi sonuç elde edilebilir.



Biz kullanmaya bile başladık havlumuzu...Yapmak isterseniz Tecendo Artes'i mutlaka ziyaret edin.

Yeni bir projede görüşmek üzere :)


06 Eylül, 2014

Baykuşlar nereye uçuyor??

Eylül ayı da geldi... Severim Eylül ayını, çocukken okullar açıldığı için severdim (evet ben okula gitmeyi seven çocuklardandım ), sonbaharın ilk ayı olduğu için severdim, bir başka güzeldir sonbahar çünkü...Ve benzer bir çok nedenden severim Eylül'ü...Belki bu yüzden kızımın adı Eylül :) 

Bu ay benim için oldukça yoğun geçecek. Uzun zamandır evin boyası, pencerelerin PVC yapılması gibi tadilat işlerini erteliyorduk, önümüzdeki haftalarda bunları yaptıracağız, planlandı, beklemedeyiz. Bir de minik prensesim kreşe başlayacak, onun koşuşturması olacak...Biraz hareketli, yorucu bir ay olacak benim için.

Ama örgülere devam, hatta beklemede olan diğer hobilerime, projelere de devam. 

Elimde hala yarım bir çok işim var,  ufak tefek şeyler sokuyorum araya, baykuşlarda bunlardan biri.




Dün Eylül öğle uykusuna yatınca bir şeyler öreyim dedim, ne örsem derken bu cici baykuşlar çıktı ortaya.Peki bu baykuşlardan ne olacak? Nerede kullanacağım bunları?? Onu da bir sonraki yazımda anlatayım size.

Bu arada size balkonumda yetiştirmeye çalıştığım bir çiçeğimi göstermek istiyorum, begonvil ! "Aaa nasıl olur koskoca sarmaşıktır o nasıl yetiştireceksin" diyeceksiniz. Seradan alırken satıcı bana bu büyümüyor, dallar uzadıkça saksıya geri sokun, bodur kalacaktır dedi...Hep birlikte göreceğiz. Benimki henüz çok küçük ama saksısı küçük gelmeye başladı, değiştirmem gerekiyor. Şu sıcaklar biraz azalsın da telef etmeden değiştireyim.




İleride büyümüş halini de paylaşırım sizlerle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...