Son yıllarda Söke'yi sadece yaz tatillerinde Ankara'ya dönerken görür olduk...Ailem yazlıkta olduğundan tatili orda geçiriyor, sadece zeytinyağı almaya Söke'deki eve uğruyoruz.Söke'yi çok severim ben, orda doğduk kardeşim de ben de, ama annem ve babamın işinden dolayı orda büyümedik.Biz üniversiteye gidince annem de babamda emekli oldular evimiz Söke'deydi, Söke'ye döndüler. Baba tarafım hep Söke ve civarındadır, köyümüz de pek yakındır Söke'ye.
Neyse benim Söke sevdam anlat anlat bitmez, ben geleyim bu ziyaretimize...Egeliler, hele ki Aydınlılar bilirler, bahar bizim oralarda bir başkadır...Şubatta ısınrı hava, Mart sadece "kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" :)
Baharda her yer beyaza bezenir, ama bu beyaz kar beyazı değildir, papatya beyazıdır. Ara ara kırmızılar olur, şanslıysanız da maviler, morlar...Anemon mavisi, moru, kırmızısı...Kır laleleri...Çocukluğumda bellediğim yerler vardır, lale köklerinin olduğu yerler, her sene aynı yerde açar o laleler...
Yıllardır gitmemiştim baharda Söke'ye.Bu sene öyle denk geldi ki eşimin denetimi çıktı Aydın'da...Hemen topladık bavulumuzu, ben resmen koşa koşa düştüm yollara...Şanslıydık hava çok güzeldi.İşlerimiz bitince hemen incirliğimize gittik, doya doya papatya, lale topladım...Tadını çıkardım. Ne yazık ki fotoğraf makinamı almamışım hiiiç resim çekemedim.
Peki sizce Söke'ye gidince ilk uğradığım yerlerden biri neresiydi?? Tabi ki yüncüler :)) Söke'nin merkezinde Belediye'nin etrafındaki dükkanlarda ufak ufak bir çok yüncü var. Ama annem bu sefer onlar dışında bana bir yeri gösterdi ki inanın içinden çıkmak istemedim. Eşimi zorla sürükledim oraya bir kaç resim çektirdim telefonuyla.Sizlerle de paylaşmak istedim.
Dükkanın sahibi Aylin Hanım yeni doğum yapmış, "dükkan biraz düzensiz" dedi, bence muhteşemdi :))









