Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Mart, 2019

Cumartesi yazıları/ 21 gün kuralı # 9




Yine bir cumartesi geldi. 

Kahvaltıdan sonra berjerime oturup keyif çayımı yudumlarken bugün neler yapacagimi düşündüm. Önce makinaya çamaşır atmam gerekiyor, malûm  bir haftanın okul kiyafetleri birikti. Daha makina bitmeden spor icin hazirlanmam ve cikmam gerekecek. Sporum yaklasik 1,5 saat sürüyor. Eve gel hazırlan tekrar cik. Eylül'ün okulu 14:00 bitiyor, onu alıp Kizilay'a gidilecek. Anne-kiz gunu yapacagiz, kitap alacagiz kendimize, belki dondurma yiyecegiz :) 

Bu arada evden çıkmadan bir kez daha makinayı çalıştırmali... Evin temizliği ise hafta içine bırakılmalı. 

Biz eve döndüğümüzde sanırım gün de bitmiş olur. Belki acele acele atistirmalik hazırlarım, hafif bir akşam yemeği için. Yorgunluktan hepimiz kendimizi bir köşeye atar kendimizce uğraşlara dalarız. Koltuklarimizda sızar, sürünerek yaltaklarımıza gideriz, erken de kalktık çünkü bugün. 

E gün böyle olunca örgü örmeye ya da sizlere örülecek yeni modeller açıklamaya firsatim olmaz. Olsa da benim gibi sizler de bir kosturmacanin icinde olacaginizdan okumaya firsat bulamayabilirsiniz. O yuzden ben de karar verdim, cumartesi-pazar  yazilarim örgü dışı şeyler olsun. Mesela kilo verme-tekrar alma-tekrar verme sürecimden bahsedebilirim.  Ya da çok daha farklı şeylerden...

Neyse bu da zamanla sekillenir/şekillenebilir. 

Şimdi her zaman ki gibi koşa koşa hazırlanıp evden çıkma vakti...

Görüşmek üzere 💖💖

08 Mart, 2019

8 Mart / 21 gün kuralı #8





"Merhaba! Ben 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında greve başlayan ve çıkan yangın sonucunda can veren 120 kadınım.Mesleğini koluna bilezik ederken bilegi kesilmeye calısan kadınım. Yerinde bir erkek olsa o işi cok daha iyi yapacağına inanılan kadınım! Metroda ittiginiz kadınım! Otobüste yer vermemek için kafanızı camla bütünlestirdiginiz kadınım! Otobüse geç saatte yalnız bindiğim için tecavüz edip öldürdüğünüz kadınım. Etek giydigim için tecavüz edilmeyi haketmis rızam olan kadınım. Sövdüğünüz sonra sevdiğiniz kadınım. Memelerim büyük diye laf attığınız kadınım. Memelerim küçük diye laf attığınız kadınım. Ettiğiniz her küfürde obje olan kadınım. Susturduğunuz kadınım. Konusturduğunuz kadınım. Basarılı her erkeğin en arkasında duran kadınım. Aşık olduğunuz, askından dağları deldiğiniz hatta aşkınızdan öldürdüğünüz kadınım. Ağladımda gücsüz olan kadınım. Güldüğümde davetkar kadınım. Karnı tok sırtı pek olmasında rağmen şikayet eden nankör kadınım. Nasıl görmek isterseniz öyle gördügünuz kadınım.

Peki gerçekten nasıl bir kadınım? 

Hiç merak ettin mi?      "


Bu yazı Instagram'da severek takip ettiğim sevgili @ dyt.merveayildizli ya aittir.

Kadınlar günümüz kutlu olsun....


16 Temmuz, 2017

Kırlentler ve ortancalar

Merhaba,
Bugün günlerden pazar...Bilgisayarımın başında oturuyorum, elimde örgüm. Birden canım bloguma yazı yazmak istedi, çok çok çok uzun bir süredir yazmıyorum malumunuz; özlemişim :)

Örmeye hiç ara vermedim bu süre içerisinde. Hatta yeni konularda yeni ustalıklar (!) edindim. Farklı şeyler örmeyi severim, hoşuma giden her şeyi deniyorum. Bu sıralar sıcakların verdiği rehavetle bol bol tığ işi var elimde, özellikle de suplalar.



Son bitenler ise - aslında tam olarak bitmediler- kızımın odasının yastık kılıfları.



2 gün öncesine kadar canım arkadaşım Nilay'ın Sapanca'daki yazlığındaydık, orada da örmeye devam ettim, fotoğraftaki harika ortancalar onun bahçesinden.
Yastık için kolay bir model seçtim ama henüz bitmedi, bitince daha şirin olacaklar.








İpim Alize Bambu, tığ 3 mm...İpleri fi tarihinde almıştım, devamları yok, kırlentlerin ebadına ulaşmak için biraz farklı iplerle karıştırmam gerekecek.Aklımda bir şeyler var umarım sonuç şirin olur düşündüğüm gibi :)

Şimdi elimdeki işe geri döneyim, bir sürü yarım iş beni bekliyor...İnstagramda daha güncel paylaşımlarım oluyor, takip etmek isterseniz, beklerim :)

Sevgiler





23 Şubat, 2016

Hayat bazen...

Hayat bazen size öyle şeyler sunar ki kendinizi gerçekten şanslı hissedersiniz...Hatta biraz şımarırsınız, kendi kendinize "evet evet ben Allah'ın sevgili kuluyum" dersiniz...

İşte böyle bir dönem geçirdim/geçiriyorum...

Beni tanıyanlarınız bilir benim örgü sevdamı...sanırım tohumları çocukluğumda atıldı ama 30 lu yaşlarımda gelişip serpildi, iyice kök saldı içimde ve büyüdü büyüdü...Son 7 yıldır, örgü adına elimden ne geliyorsa yaptım, bir forum sitesi, bu blog...Evin her yerini yünler, dergiler, tığ, şiş vb. örgü aparatları...Örgü örmem eşim dahil bir çok kişinin çeşitli boyutlarda ve farklı farklı tepkiler vermesine neden oldu. Hele ki her yere yanımda mutlaka örgülerim ve yünlerimle seyahat ediyor olmam :) 

Hep dilimde gönlümde "örgü örebileceğim, öğretebileceğim, ve yünlerin içinde olabileceğim bir yer açsam" vardı...7 yıldır bazen umutsuzluğa da kapılsam bir gün olacak öyle bir yer diye hayal edip durdum.Son 2 -3 senedir ise çevremde gördüğüm her kiralık yeri sordum, kiralık olmayan ama hoşuma giden yerler için "keşke kiralık olsa" diye temennide bulundum. 

Ve bir gün tam da istediğim gibi bir yer cama "kiralık" ilanı yapıştırmış ve beni bekliyordu.Ve benim koruyucu meleklerim, hayalimi gerçekleştirmeme yardım eden peri annelerim, kardeşim, eşi, ve eşim "HANIMELİM HOBİ EVİ" ni hayata geçirdiler.

Kardeşim ve ben çok çalıştık, hiç bilmediğimiz konularda yeni tecrübeler edinerek, dükkanımızı açtık...14 Ekim'de dükkanı gördüm, 25 Ekim' de kiraladık ve şimdi bu yazıyı size dükkanımızda oturmuş yazıyorum...







İşte sizden uzun uzun ayrı kaldığım dönemde dükkan telaşım vardı...Yeni düzene yeni işimize alışmaya çalışıyorum hala. Alıştıkça paylaşımlarım artacak umarım.

Ankara'da olanları ve ya Ankara'ya yolu düşenleri bekleriz efendim dükkanımıza....


Hi everyone,

I have not posted anything for a long time, but I have some busy days . My dream has come true :)) Now I and my sister have a yarnshop. A lovely little yarnshop in Ankara. Yarns, needles and hooks and paid knitting/crocheting classes and also free classes, 

If you are in Ankara please come and visit us.


Hanımelim Hobi Evi
Şevkat Mah. Dr. Besim Ömer Cad. 57. Sok. No:21/B Keçiören

Tel: 0 312 339 85 22

www.facebook.com/hanimelihobievi

30 Haziran, 2015

Marinke için bir mandala -Mandalas for Marinke

Bazen hiç tanımadığınız biri öyle şeyler yapar ki "iyi ki var" dersiniz. Örgü örmeye tekrar başladığımda ve hem bloğuma hem de foruma başladığımda bu insanların yüzlercesi ile karşılaştım. Örgü örmeyi en baştan öğrendim onlar sayesinde, hiç aklıma bile getiremeyeceğim modelleri örebildim, teknikleri öğrendim. " Neler varmış örgüye dair, nasıl güzel bir dünya imiş " dedim sık sık, ve açıkcası zamanımın yetmeyeceğinden tüm bunları öğrenmek, örmek için çok korktum, hala da aynı korkuyu hissederim. Örülecek o kadar çok model var ki, zaman gerçekten çok az.

En büyük hayranlığım ise modellerin tasarımcılarına; ilmek ilmek ortaya çıkarılan harika modelleri ortaya çıkarmalarını hayranlıkla ve biraz da kıskanarak izliyorum.

İşte bu tasarımcılardan biri Marinke...Blogu  A Creative Being bana göre en deneyimsiz örgüseverlerin bile ustaca işler ortaya koyabilmesine olanak sağlayabilecek açıklamalarla dolu. Ama en önemli yanı ise hayatta kalabilme çabasını gözler önüne sermesi.

Marinke 2011 yılında bu bloga başlamış, o sıralar çok yoğun bir şekilde depresyonla mücadele ediyormuş. Ve örgünün hayatını nasıl kurtardığını, depresyonla mücadelesine nasıl yardım ettiğini anlatmış. O yıldan bu yana Marinke bir örgü kitabı yayınlamış, bir çok kişiye örgü örmeyi sevdirmiş, öğretmiş...Yakında ikinci kitabı çıkacakmış...

Kız kardeşinin ölümünden sonra yazdığı yazıda son dönemlerde tekrar depresyona girdiğini ve bu sefer ne yazık ki örgünün bile kendisini kurtaramadığını okuyoruz. Marinke bu sefer herşeyi arkasında bırakıp gitmeyi tercih etmiş.Işıl ışıl gülümsüyor Marinke blogundaki resminden kardeşinin yazdığı o satırları okurken ben. Ve ben bir yakınımı kaybetmiş gibi üzüldüm.

Marinke için sosyal medyada çok güzle bir şey başlatılmış: #mandalasformarinke hashtagi ile Marinke'nin modellerinden bir mandalayı yapıp paylaşıyor ve Marinke için bir kaç satır yazıyorsunuz.Kabaca bu, daha detaylı bilgi için Crochet Concupiscence i ziyaret edebilirsiniz. Projenin bir ayağı da depresyon ile ilgili farkındalığı artırmak.

Ben Marinke'nin harika mandalalarındna birini ördüm ve instagramda paylaştım...Umarım bir katkım olur..



Marinke'nin son yazısı "Looking for the light" (ışığı arıyorum) ...
Keşke bulabilmiş olsaydın...


When I restarted to knit and crochet I met lots of people in this world. In the world, because most of are not in my country, they are all over the world. I have learnt a lot from them, actually re-knitting and also re-crocheting. Many technics , tips and so many things about knititing and crocheting. And mostly feel blessing about their sharings.

One of these wonderful designer, Marinke, owner of the blog  A Creative Being , has passed away...She was struggling with deep depression, once crocheting helped her but this time ıt did not.

There is a project for her and for raising awareness about depression; Mandala for Marinke. Please read Mandalas for Marinke about it. 

I have crocheted this mandala, one of her patterns, for this projet and share it on instagram.

I feel deeply sorry for her lost,

Her last post is "Looking for the light",.. how I wish she could find it here ....

Rest in peace Marinke

23 Nisan, 2015

Bir Çekiliş Haberi

Soğuk bir Nisan akşamından herkese iyi akşamlar. Ve en çok sevdiğim bayram akşamından sevgiler: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ! Sizi bilmem ama tüm bayramların (dini ve milli ) en sevdiğim bayram olmuştur 23 Nisan...Hani hep deriz ya "nerede o eski bayramlar", evet eski tadı, görkemi, heyecanı yok belki kimselerde ama yine de 23 Nisan en güzel bayram :) Tüm çocuklarımızın ve çocukların bayramı kutlu olsun!

Bu güzel bayramın akşamında sizlerle arkadaşımın düzenlediği bir çekiliş haberini paylaşmak istedim. Nilay'cığım içinden gelmiş (yani öyle özel bir gün felan değil) okuyucuları, takipçileriyle hediyeleşmek istemiş. İyi de yapmış. Çekilişine katılmak, ve gönlünden kopan bu hediyelere sahip olmak isterseniz buyrun Nilay'ın İlmekleri'ne...









Katılan herkese bol şans diliyorum :)

23 Ekim, 2014

Blogger Tipim ?

Blog Hocası'nı takip eder misiniz? Ben ederim, gerçi çok uzun olmadı takip etmeye başlayalı ama kendisinden çok yararlandığım konular oldu, arşivine karıştırıp karıştırıp yararlanmaya devam ediyorum. Blog yazanların da takip etmesi gerektiğine inandığım oldukça yararlı bir blogdur, not ediniz derim.

Şimdi diyeceksiniz, " en son 1,5 ay önce yazmışsın, bloguna uğramıyorsun, neyine takip ediyorsun ve bu başlığın anlamı ne?" Hemen cevap vereyim efendim; bloguma nedense uzun uzun aralıklar verir oldum, tembellik mi diyeyim, ya da blog yazarlığı konusunda tam bir alışkanlık edinememi diyeyim, yoksa kafam, hayatım, o kadar karışık, bazen bazı şeyler o kadar hızlı gelişiyor ki ben ayak uyduramıyorum, hayatın o hızını buraya aktaramıyorum mu diyeyim...Benim aralıklı yazmamın sebepleri bu tür şeyler. 

Başlığa gelince Blog Hocam' ın Blogger Tipleri bir yazısında blog yazarlarını sınıflandırmış, zevkle okuduğum  ve "hıımm ben hangisiyim ki tam olarak " diye hala üzerinde düşündüğüm bir yazıdır. Ama benim yazma düzenimi düşününce oraya bir tip daha yerleştirmek gerektiğine inanıyorum; 'Tembel blogger tipi' :)




Tembel blogger tipi: Aslında bunlar kendi içlerinde çok üretkendirler, ama o kadar tembeldirler ki ürettiklerini resimlemek, bloglarına yüklemek ve yazı yazmak çoğu zaman "yarın yaparım, yarın olmazsa sonraki gün yaparım" şeklinde bir türlü sonlanmayan erteleme sürecine girer. Bazen bloglarını yazı bombardımanına tutarlar bazense aylarca ortalarda görünmezler. Sonra da pişkin pişkin "Ben geldiiim" diye hiç bir şey olmamış gibi yazmaya devam ederler :)

İşte bu benim arkadaşlar...

Ama geri geldim yine, en azından bir sonraki araya kadar burdayım :)

11 Ağustos, 2014

Balkon Keyfi

Herkese merhaba...
Sanırım bu sene ben leyleği havada görmüşüm, yine gezmelerdeydim. Ama uzaklara gitmiyoruz, Ankara'yı keşfediyoruz, çevre ilçeleri, yakınlarını...Bu haftasonu eşimin arkadaşının ailesinin Kazan'daki bahçe evindeydik...Güzel bir pazar günü geçirdik, hele ki çocuklar...Toprakla oynadılar, bahçede koştular, kedi, köpek, tavuk vb bir sürü hayvanla tanıştılar, bizimle birlikte domates, biber topladılar, bağında kavun karpuz gördüler...Güzel bir pazar günüydü :)

Yorgun döndük geç vakit eve, bu pazartesiye yazacağım yazıyı da yazamadan yattım (dün yani 10 Ağustos pazar günü hakkında farkındaysanız başka hiç bir şey yazmıyorum, sabah erkenden görevimi yerine getirip uzaklaştık tüm haberleşme araçlarından...hiç olmazsa eve dönene kadar umut etmeye devam edebileyim diye...)
Son bir haftadır balkonumla ilgili bir yazı için döküman topluyorum. Nasıl yani diyeceksiniz, hemen anlatayım. Benim evimin ince uzun bir balkonu var, oturmaya pek elverişsiz, çiçek yetiştirme konusunda verimsiz ama bol bol kirlenen, eziyet eden bir balkon. Çok keyif yapma şansımız yok balkonda , Ankara'nın eski evlerine aşina olanlar bilir, yandaki apartmanla balkondan balkona çay kahve servisi yapabilecek kadar yakındır balkonlar, dolayısıyla şöyle rahat bir keyif yapamazsınız.Ama ben tüm olumsuzluklara rağmen balkonumu çiçeklerle donatmaya arada örgümü alıp keyif yapmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz hafta içinde yazlık çiçeklerimin hepsi yavaş yavaş çiçeklendi, ben de size onlar açtıkça resimledim. Doküman toplama işim buydu. Bu arada bu çiçekler yaz çiçeklerim, kış gelince saksılar kışa uygun çiçeklerle donanıyor...



Efendim bu gazanyam, aynı saksıda bir iki rengim daha var ama onlarda çiçek yoktu size sadece bunu resimledim .

 


Bu her yaz balkonumun olmazsa olmazı fesleğenim...

 

Fesleğenim komşusu süs biberim, ama süs olarak kalmadı eşimle ben o biberleri yedik, şimdi yeniden çiçeklendi :)


Bu benim derme çatma yaptığım minik bahçem, bir kasa, çöp torbası, toprak bahçemi oluşturdu, içine iki kö domates iki kök biber diktim. Domatesim kızardı yedik, biberlerim hala çiçekli bir türlü dökmediler :(




Bu güzellikler ise glayöllerim....Babamın bahçesinde renk renk var bunlardan, ben de heves ettim saksıya dikiverdim bir kaç soğan. Paket karışık renkliydi, çiçekler açtıkça süpriz oluyor bana da...Ben bakmaya doyamadım bunlara ....

Henüz çiçek açmayan sardunyam ve sakız sardunyalarım var. Annemden getirmiştim yeni köklendiler, diktim tutmuşlar ama daha yeni yeni yapraklanıyorlar...Çiçeklensinler hemen onalrı da resimlerim :)

Şimdi de keyif kısmına geldi, küçük balkonumda bu çiçeklerin arasında ara sıra elime örgümü alıp hatta bazen kitabımı alıp keyif yapıyorum. Bugünlerde elimde Umberto Eco'nun Prag Mezarlığı var, birkaç tane de sırada bekleyen kitap.

Elimde ise çok zamandır "mutlaka örmeliyim" dediğim şal...O kadar beğendiğim bir modeldi ki aynı anda iki tane başladım, biri beyaz biri kırmızı...beyazın kenar sırasındayım...


 

Haydi ben örmeye devam edeyim de sizi fazla merakta bırakmayayım...

04 Ağustos, 2014

Bezginlik...

Merhaba herkese, tatilden döndüm.." Ne tatili ?? herhalde ara verdi onu kastediyor", diyenleriniz olacaktır, aradan değil gerçek tatilden bahsediyorum. En son yazdığım yazıdan sonra, Eylül'ümü aldım, anneanne ve dedemizi ziyarete gittik. Geçen senenin rekorunu kıramadık, bu yaz sadece 38 gün kalıp döndük :) Ama güzel bir tatil yaptık. Fotoğraf çekme işinde biraz daha istekli ve kabiliyetli olsam sizlerle bizim oraların ne güzelliklerini paylaşırdım ama, ümitsiz gibiyim bu konuda...

"İyi de bezginlikle ne alakası var? Ne güzel tatil yapmışsınız, muhteşem bir dönüş beklerdik biz senden ", diyeceksiniz, ama yok öyle olmadı. Dinlendim dinlenmesine, hatta kızım kollukları takıp "cuppa!" yapmayı çok sevdiği için uzun zamandır tadını çıkaramadığım kadar çok denizin ve güneşin tadını çıkardım ama Ankara'ya dönünce bir şeyler oldu...Sanki hiç tatil yapmamış gibi canı sıkkın, yorgun, bezgin bir ruh haline büründüm. Ankara o kadar sıcak o kadar sıcaktı ki, çoğu gün elime hiç bir iş almadan bitti günüm. Tatilde örmeye başladığım eve dönüşte biter diye umduğum işler bile hala beklemede...Bezginliğim o kadar arttı ki geçen Facebook'da paylaştım bunu. Yorumlar biraz hareketlendirdi beni, yarım örgülerden birini örmeye devam ettim. 

Pazar sabahı ise sanki içimdeki negatif enerjimi boşaltmam gerektiğini hissetmiş gibi kardeşim ve eşi, " haydi kahvaltıya Kızılcahamam' a gidelim " diye telefon ettiler. Hemen hazırlandık ve düştük yollara...Önce Kızılcahamam'da kahvaltı, sonra piknik yerlerinde ufak bir mola, sonra Güdül üzerinden Beypazarı...Akşam yemeği yerine geçecek geç bir öğle yemeği, Beypazarı'nda gezinti ve Ankara'ya dönüş...


Kızılcahamam-kahvaltı mekanı


Benim için çok güzel bir gün oldu, keşke daha iyi bir fotoğrafçı olsaydım da sizlere daha güzel resimler ulaştırabilseydim. 


Yeşilöz Köyü girişi-su molası



Burası üzerinden geçtiğimiz köprünün altında akan akarsu, kenarında piknik yapıyorlar, hatta içind eyüzenler bile vardı...Köprünün üzerinde Süvari yazıyordu, Güdül'den sonra Beypazarı'na doğru bir yerde ....






Beypazarı yolunda yolumuzu kesen keçi sürüsü :))


 
 
Pazar günü Beypazarı' da tatil yapıyordu...Turist çok ama açık yer azdı :(
 
Bu arada dönüş yolunda yol kenarında tarlası olan yaşlı bir amcadan 4 kilo kadar domates aldım, kilosu 1,5 liraydı...E ne var bunda diyeceksiniz, ama yaz ortasında bile Ankara marketlerinde (pazarda da durum aynıymış) domatesin güzelini (!) 3,5 liradan almak zorunda kalanlar benim bu domates alışverişi karşısında duyduğum heyecanı anlayacaktır.

Eve gelir gelmez kalite kontrol yaptım, amca sonuna kadar haketmiş o parayı, harika bir domates :)

Bu arada neden 4 kiloda kaldı hemen anlatayım, çok yağmur yağdığı için amca tarlaya girip rahat rahat toplayamadı domatesleri, biz de akşam vakti yormayalım dedik, toplayabildiği kadarını kardeşimle paylaştık. Bana kalsa tarlayı bozar getirirdim eve :)

18 Şubat, 2014

Bir Etkinlik Hatırası

En son Eylül'üm doğumgününü kutlamış ve sonra yine sessizliğe gömülmüşüm...

Aslında yazacak çok şey, payalşılacak devam eden ve bitmiş bir çok proje var. Ama bir türlü program yapıp, düzene koyup paylaşamıyorum, yazamıyorum.

Gerçi çok telaşlı, koşuşturmalı son bir ay geçirdim. Gündüzüm geceme karıştı diyebilirim.Hemen anlatayım; Sibel Hoşcan Gönen isimli, yüreği çok güzel, paylaşmayı, destek olmayı ve bir şeyler yapmak için çaba göstermeyi seven çok hoş bir hobiseverin girişimiyle 13-14-15 Şubat günlerinde Nazım Hikmet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Sevgiyle Üretilmiş El Emekleri Şenliği düzenlendi.Cumartesi günü (15 Şubat) ben ve kardeşim kendi yaptıklarımızla bu şenliğe katıldık. Kardeşim kanaviçeleri ile ben ise örgülerimle.

Katılmaya karar verdikten sonra hummalı bir hazırlanma süreci geçirdim zira bir çok örgüsever gibi ördüklerimi hediye etmek gibi bir alışkanlığa da sahibim. Katılmaya karar verdiğim gün elimde neler var, standıma neler koyabilirim diye evdekileri kurcalayınca 3 lif, 2 şal buldum :)) Ve hemen yeni projelere başladım. Bu arada sevgili Nilgün sayesinde Facebook' da bir dükkan açmaya, sevgili Nazlı sayesinde ise 2009 yılında açmış olduğum Etsy dükkanıma bir şans daha vermeye karar verdim. Böyle olunca yapılması gereken çok iş, örülmesi gereken çok şey oldu.

Şenlik günü geride kaldı (bu arada yazmadan edemeyeceğim, harika bir gün geçirdik, çok eğlendik, zamanın nasıl geçtitğini anlamadık. Tüm yorgunluğa, telaşa değdi. Ve en güzeli bloglarından, diğer forumlardan tanıdığım bir çok arkadaşla tanışma fırsatı edindim. Harikaydı!). Şimdilik dinleniyorum, ama yakında şenliğe hazırladığım ürünlerimi sizlerle paylaşacağım. Ve şu an boş olan dükkanlarımı dolduracağım.

Sizlere şenlikten bir kaç resimle iyi günler dilemek istiyorum.


26 Aralık, 2013

İyi ki Doğdun !

Uzun bir zaman yazmadan geçti. Ne zaman evimdne uzaklaşsam, dönüşümde bloguma yazı yazmaya ara veriyorum. Sanırım toparlayamıyorum kendimi, düzenimi yeniden kurmam zaman alıyor...
Bu sefer size yokluğumda neler yaptım, neler bitti neler başladı diye yazmayacağım. Sadece gece yarısı saat 02:10 da içimden geldi bloguma yazmak...Yazıyorum işte :) 

Aslında sizlerle paylaşmak istediğim ufacık bir şey var; bundan tam 2 yıl önce bir pazartesi sabahıydı, yine günlerden 26 Aralık, heyecanla hastane yoluna düşmüştük, eşim kardeşim ve ben. Hayatımın en güzel günü, en heyecanlı bekleyişi ve en muhteşem kavuşmasıydı o gün benim için. Minik prensesim, annesinin bir tanesi, sevgilim, aşkım, herşeyim, Eylül'üm aramıza katıldı o gün. Hastanede ilk gördüğümde deli gibi tutuldum ben kızıma...Kucağıma aldığımda herşey, hayatım, geleceğim, geçmişim silindi, yeniden yazılmaya başladı. 
2 yıl önce bugün ben Eylül ile birlikte sanki yeniden doğdum. 


Eylül'ün oyun odası- çalışma odam- oturma odamız 'ın her yerinde onun oyuncakları, kitapları, masası, ondan bir şeyler var...Kokusu odaya, eve sindi. Eşim de ben de ondan öncesini hatırlamıyoruz gibi :)

Yazıma başlarken aklımda yoktu bunu paylaşmak ama içimden geldi birden yazmak istedim.


İyi ki doğdun minik prensesim, canım kızım....Seni anlatamayacağım kadar çok seviyorum.

Not: ilk resim hastaneden, ben telaşla hediye gelen erkek zıbınlarını çantaya, hem de en üste koymuşum, kardeşimde telaşla eline ilk gelenleri giydirmiş. Kızım bu resminde erkek bebek gibi görünüyor :)


08 Ağustos, 2013

Şeker gibi bir Bayram olsun!

Bu yazımı bayramdan bir kaç gün önce hazırlıyorum sizlere; kısmetse hafta başı yola çıkacağız, memlekete, orada yazamam bayramızını kutlamadan olmaz diye düşünürek...

Bayram kutlaması yazıma resim ekleyeyim ama ne ekleyeyim klasik bir şey olmasın, benden birşey olsun diye düşünürken daha önce gördüğüm, bir ara yaparım diye arşive attığım bu şekerler aklıma geldi. akşam Eylül uyuduktan sonra oturdum, bir kaç tane hazırladım hemen..Ertesi gün daha ben resimleyemeden Eylül şekerlerle oynadı ve biraz kirletti :)) Lekeli lekeli resimlemek zorunda kaldım..




Ben bu şekerleri yaparken çok keyif aldım, size de bu şekerler gibi keyifli, huzurlu, güzel bri bayram dilerim.
İyi bayramlar !

04 Temmuz, 2013

Herkese Merhaba

Herkese merhaba...
Uzun bir ay oldu, hiç bir şey yazamadan, paylaşamadan bitti. Koşturmacalar, sıkıntılar ve telaşlarla dolu bir ay geçti.
Temmuz başında kayınbiladerimin Urfa'da düğünü vardı, 4 gündür Urfa'daydık, dün döndük. Haziran onun hazırlıkları, koşturması ile bitti. Urfa sıcak, kalabalıktı. Kazasız belasız, ağız tadıyla atlattık düğünü, Urfa seyahatini derken, dün daha taksiden yeni inmiş, apartmanın girişine adımımı atmışken, hooop yerdeyim. Kucağımda Eylül, aman düşmesin yere çarpmasın diye akrobasiye kalkışınca bacağım biraz fazla incindi. Eşim Eylül'ü düşmeden aldı kucağımdan ama ben kurtulamadım yine de düşmekten. Yerden kalkamayınca, bacağımı kıpırdatamadığım için, hemen ambulans çağırdık ve acile gittik. Allah'a şükür ki ne kırık ne çıkık herhangi ciddi bir şey yok, bileğim şiş, düz kapağım ağrıyor, üzerine pek basamıyorum ama iyiyim...Bol bol dinleniyorum, dün kardeşim bugün eşim evde bana ve Eylül'e bakıyorlar...
Bu arada ben yokken neler olmuş diye bloglarınızı gezerken, sevgili Nesli'nin Bloglovin yazısını gördüm. Hemen ben de Bloglovin' e girdim.
Artık ben de Bloglovin' deyim...

02 Mayıs, 2013

Mayıs Çiçekleri :)

Nisan çiçeklerini bitirdim ve karşınıza Mayıs çiçekleri ile çıkıyorum.
Ama bunlar biraz farklı.Nisan aynın 22'sinde kızımla topladık bavullarımızı anneanne ve dedeye geldik. Ankara'da yağmuru, soğuğu bıraktık (gerçi biz geldikten sonra ısınmış havalar ) sıcacık havalara Didim'e geldik. 


Kızımla buraları yeniden keşfediyorum, hep dışardayız, Eylül toprakla suyla oynama çabasında, arada dedesinin güllerini, sebze fidanlarını incelemeye alıyor. Bıraksam fidanların üzerinde tepinecek, yerden kaldıramıyoruz kendisini.Akşama kadar yorgun düşüyor, akşam yemeğinden sonra hemen uyumasın diye dedesiyle gezdir gezdir biz telef oluyoruz :)


Arada etrafı geziyoruz, yazlıkların bahçesinde harika çiçekler var, onları başka bir yazımda paylaşırım inşallah. Biz şimdilik bahçelerden çok kırdakilerle ilgileniyoruz. Otlar, çiçekler, börtü-böcek ve kedi, köpek gibi şeyler daha çok bizim ilgi alanımız :))



Buraya gelirken yanımda sadece uzundur elimde olan İskoç Şalımı getirdim. Planım burada yeni işlere başlamktı, hemen alışverişimi yaptım, yeni örgülere başladım. Kızım için Kina yelekten başladım, o izin verdikçe örüyorum. Hanimelim'de beraber örelim diye bir  yelek modelim daha var, malzemesini alır almaz inşallah ona da başlayacağım...


Mayıs ayı şimdilik projesiz geçecek gibi, Ramazana kadar tatil, düğünler felan derken pek projeye fırsatım olmayacak gibi.Allah izin verirse Ramazanda güzel bir proje ile her gün yeni yazı girebilirim... 

Şimdilik tatildeyim :))

09 Nisan, 2013

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet



Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.


28 Aralık, 2012

2. Motif etkinliği motiflerim

Hanımelim'de başlattığımız motif etkinliği dışında 2 motif etkinliğine daha katıldım. Birincisi bitti, motiflerin birleştirilmesi kaldı, elimde yetiştirilmesi gereken işler olduğu için beklemede şimdilik onlar. 2. etkinlik ise bu ay son buluyor ve motif alacaklardan biri de benim. İlk motiflerim gelmiş ama ben evde olmadığım için PTT'ye geri dönmüş, orada bekliyor. Henüz elime geçmedi yani.

2. motiflerim ise çarşamba günü elime geçti, sevgili Nesli nam-ı diğer Alonenes göndermiş. Minik prensesimin doğumgününde Nesli'den gelen paket beni de prensesi de çok mutlu etti.
Nesli'cim prensesimi de unutmamış, ona da emek verdiği harika hediyeler göndermiş...






Nesli'cim çok teşekkürler, ellerine sağlık

27 Aralık, 2012

Eylül'üm 1 yaşında :)

Yine aralıklı aralıklı yazıyorum. Tüm suç Eylül'ün, izin vermiyor gün içinde bilgisayarımı açmama. Açsam da gönül rahatlığıyla oturamıyorum zira hanımefendi her yere emekliyor, her yere tırmanıyor, ya düşecek ya da bir şeyleri yıkacak devirecek diye korkuyorum.
Ama bugün ne olursa olsun yazacağım diye plan yaptım. Zira bugün benim minik prensesimin doğumgünüydü.
Küçük kendi aramızda bir doğumgünü yaptık miniğime. Küçük bir yemek, minik bir pasta...Sevdiklerimiz yanımızda. Bir çoğu gelemedi ama telefon edip, hediyeler gönderip mutluluğumuzu paylaştılar bizimle...

Miniğim biraz uykuluydu ama sonuna kadar dayandı, tüm misafirlerimizi kapıda birlikte uğurladık....



Bu arada prensesin tütüsü anne elinden çıkma :)) Ben yaptım ben yaptım :)



Pastasının tadına tabiki önce doğumgünü çocuğu bakar...ama çatal-bıçak beklemez parmaklarını sokar :))

Birinci yaşımızı böyle kutladık, Allah daha nice yeni yaşları da sevdiklerimizle, sağlıkla kutlamamızı nasip eder inşallah...

08 Kasım, 2012

Yeni bir Motif Etkinliği

Daha önce sevgili Alones ile iki güzel motif etkinliğine katıldım, hala devam ediyorlar. Son etkinliğimiz sırasında Hanimelim'deki arkadaşlar bir sonraki etkniliğe katılmak istediklerini yazmışlardı mesajlarında. Biz de Nesli'yle yılbaşına doğru yeni bir etkinlik başlatır, katılmak isteyen herkesle şöyle büyük bir etkinlik düzenleriz diye düşünmüştük. 
Motif  ve yün seçim aşamaları biraz uzun sürdüğünü için yeni yıla başlayacağımız etkinliğimize bugündne itibaren start veriyoruz.

Hanimelim'de duyurusunu yaptım, Nesli de kendi blogunda duyuracak, ben de burdan duyuruyorum; yeni motif etkinliğimiz başlamıştır. Katılmak isteyenler buradan veya Hanımelim'den veya Nesli'nin blogundan lütfen katılmak istiyorum diye isimlerini yazdırsın. Bu üç yerden birine isim yazdırmanız yeterli olacaktır katılım için. Son katılım tarihi 25 Kasım. Motifleri ve yünümüzü Aralık ayında belirleyeceğiz. Yeni yılın ilk ayında da ilk arkadaşımıza veya arkadaşlarımıza motfilerini göndereceğiz.

Katılım için 25 Kasım' a kadar isimlerinizi mutlaka yazdırın.

07 Kasım, 2012

Son Durum

Geçen hafta çarşamba akşamı Eylül çok ateşlendi, son günlerde burun akıntısı ve öksürüğü vardı, dedik herhalde iyice ağırlaştı durum o yüzden. Ertesi gün ateşi bir türlü düşüremeyince sağlık ocağına gittik. Doktor boğazında iltihap olduğunu söyledi, antibiyotik, burun damlası gibi ilaçlar yazdı ve ateş düşürücüye devam etmemizi söyledi. Perşembe, cuma ve haftasonu pek ateşi çıkmadı, ateş düşürücüye de gerke kalmadı. Ben pek ilaç kullanmaktan yana olmadığım için diğer ilaçlarını pek kullanmadım. Keyfi yerindeydi, ateşi pek çıkmadı. Pazar gününe geldiğimizde ise yavaş yavaş ateşi çıkmaya başladı. Pazar gecesi ateşi 39 u buldu, 4 saatte bir Calpol, arada ılık duş, ıslak havlu kompress derken sabahı ettik. Ateş 38 in altına düşmedi bir türlü, hemen doktorumuzu aradım o gün dolu olduğu için ertesi güne randevu aldık.

Pazartesi gününü ve gecesini de ateşli geçirdikten sonra salı günü doktora gittik. O gün ateş sabaha karşı düşmüştü ve tüm gün hiç çıkmadı. Doktora giderken yolda Eylül'ün çenesinde kızarıklıklar farkettim, doktorumuza gittiğimizde daha ben bundan bahsetmeden, Vedat Bey muayene sırasında kızarıklıkları vücudunda da gördü. Muayene sonunda bulgusu ise şuydu; Eylül 6. hastalığa yakalanmış. 6. hastalık önce ateş sonra kırmızı döküntülerle seyreden bir hastalık, biz ilk devreyi atlattık, şimdi döküntülerimzi var, bir de huysuzluğumuz...

Bu arada ben de kötü bir şekidle üşütmüşüm, öksürük burun akıntısı, baş ağrısı haftalardır nerdeyse devam ediyor. Eylül'le eş zamanlı hasta olunca dinlenemiyor, emzirdiğim içinse ilaç kullanamıyorum ve iyileşemiyorum.

Son bir haftadır ne doğru dürüst nete gireibldim, blogumla ve forumla ilgilenemedim, ne de örgü örebildim...Ve son durumların getirdiği bir kararla Cuma Projelerini şimdilik askıya aldım. Lifleri örmek kolay ama resimleri ve yazıyı zamanında yetiştirmek oldukça zor hele de bugünlerde.

Şimdilik elimdeki yarım işleri bitirmeye çalışacağım, bitirdikçe de sizlerle paylaşacağım.

6. hastalıkla ilgili bilgi için Prof. Dr Vedat Köseoğlu'nun sitesini ziyaret edebilirsiniz.

23 Eylül, 2012

Dağınıklık!

Şu an saat itibariyle pazar günü...Cumanın üzerinden 2 gün geçti yani ve benim cuma yayınım henüz girmedi :( Aslına bakarsanız lifim hazır ama çok sevdiğim bir örnek olmadı, keyif almadım örmekten ve sizinle paylaşmak çok cazip gelmedi bana. Ama yayını girmememin sebebi bu değil, daha çok dağınıklık!

"Nasıl yani? Ne dağınıklığı ? " diye sorduğunuzu duyar gibiyim...Hemen anlatayım; evin oturma odası olarak kullandığımız kısmı, Eylül hanımın gelmesi ile benim çalışma odam gibi oldu, zira benim çalışma odamı kendisine tahsis ettik, ben de oturma odasına taşındım. Taşınırken yünlerimi (oldukça çok miktardadır) çeşitli saklama kutularına, sepetlere koyup bir yerlere kaldırdım. Örerim diye düşündüklerimi de kütüphanemin raflarına dizdim. Zamanla bu kaldırdığım yünlerden bunları da örerim diye bir çok yün çıkardım odaya, artı yeni yeni yünler aldım. Ve oda o kadar karışık o kadar dağınık bir hal aldı ki, şimdi oda da o dağınıklığın arasında örmeye, yeni şeyler üretmeye çalışıyorum...Oysa dağınıklık o kadar ruhumu sıkıyor ki, ne ördüğümden ne de örmeyi düşündüklerimden bir haz alıyorum...




Sizlere bu dağınıklığın bir kaç resmini çektim. Utanmam lazım bu dağınıklıktan ama sizlerle paylaşıp bana biraz hak vermenizi istiyorum :( Pazar günü için planım odayı az da olsa toplamak, nefes alacak bir alan açmak...inşallah...



Son etkinliğin motiflerini de örmekten geri kalmıyorum yani :))


Oturduğum koltukta yer kalmayınca diğer koltuğu da dağıttım :P

This week I did not post my project of friday. I feel myself bored and also demoralized. The only reason is untidiness of my room. This room is my hoby room, all of yarns, needles, magazines and other suplies are here, and I usually crochet and knit here. But as you see on the photos it is really tangled :) And this makes me bored !

This sunday I will organize everything, I hope ! Wish me luck :))