05 Temmuz, 2012

Haftanın Projesi / Project of the week

3 aylık ara verdiğim sırada hemen hergün bloguma uğradım. Bir çok arkadaşımın güncellemelerini takip ettim ve bir çok yeni blog gezip çok güzel fikirler edindim. Bloguma uygulayabileceğim yeni fkirler düşündüm. 
Bu fkirlerden biri, Haftanın Projesi fikri. Bir çoğunuz buna özellikle yabancı bloglarda rastlamışsınızdır.Farklı adlarla, farklı çalışmalar sunuyor blog sahipleri. Ben de kendimce bunu uygulamaya çalışacağım...
Düşüncem her hafta pazartesi, çarşamba ve cumaları farklı konularda bir aktivite yapmak (tabi konu örgü)..Bu cumanınkisi hazır, en kısa zamanda pazartesi ve çarşambayı da hazırlamak istiyorum.

Bir de blogumu bundan sonra elimden geldiğince hem Türkçe hem de İngilizce yazmaya çalışacağım...İlk denemem de bu yazım olacak :))

During the  3 months-break  I have visited my blog almost everyday. I did not send any post but I read. I also visited too many blogs and some sources about knitting and crocheting, and these visits gave me some ideas about blogging. One of these ideas is "project of the week". If I can I will send some posts an every monday, wednesday and friday about different projects. 
And another idea is to write my blog also in English. I hope I can manage :))

Geri Döndüm :)

Yine çoook uzun bir ara vermişim. Eskiden bir bahanem yoktu, sadece tembellikti, ama bu sefer gerçekten ara vermemin sebebleri var.
Birincisi Utku'şumun sünneti...Benim minik yeğenim, büyüdü, sünnet oldu! (sünnet sırasında tek ağlayan bendim :P ). Tabi sünnet öncesi hazırlıklar, misafirler, sünnet sonrası yine bir sürü iş derken uzun bir süre buraya uğrayamadım.
Bir diğer sebep ise Ankara'nın bu yıl ki hava durumu...inanılmaz değişken, bir anda yazdna kışa, kıştan yaza geçen, dengesiz bir hava..Minik Eylül'üm bir türlü alışamadı bu değişimlere. Değişim demişken benim minik kızım artık kendi odasında yatıyor. Doğumundan beri bizim yatak odamızda beşiğinde yatıyordu, geçtiğimiz ay birden sıcaklar bastırınca ufacık beşiğinde yatırmaktansa kendi odasına geniş yatağına geçireyim dedim ve iyi de yapmışım, kızım şimdi sereserpe yatıyor yatağında...Bu geçişin sancılı olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım, kendiliğinden oldu.
Bu arada geçen pazar tüm aile (kardeşimler, kayınbiraderler ve kayınebeveynler) pikniğe gittik. Minik kızımın ilk pikniği sayılır. Açık havada bol bol debelendi, uyukladı. Bir ara çimlere bıraktım, çimleri ve toprağı keşfetmeye çalıştı.


Ve miniğimin ilk hastalığı; pazartesi aşımız vardı, salı pek bi keyifsizdi, biraz kustu (tabi ben panikledim), ateşi çıktı...Hemen ateş düşürücü verildi ve sabaha kadar nöbet tutuldu...Allah'ıma bin şükür ateşi bir daha çıkmadı ve kusmadı minik Eylül'üm...
İşte böyle 3 aylık yokluğun kısacık özeti...her zamanki gibi bu arada yine örgü ördüm, ufak tefek şeyler...Kafamda bir çok proje de var...Umarım tüm bunları buraya aktarabilirim...

Şimdilik hoşcakalın, ben kafamdaki şu fikirleri uygulamaya koymaya çalışayım biraz :))

04 Nisan, 2012

Renkli Atkı (Colorful Scarf)



Geçtiğimiz kışlardan birinde (böyle diyorum zira sanırım bu modeli öreli en az bir kış oldu ), "yüncümde" rastladığım bir modeldi bu atkı. Çok beğenmiş, kolay da bulmuş hemen bir tane örmüştüm. İlk ördüğümü hediye etmiş, kardeşim modeli beğenince de ona renkli renkli bir tane daha örmüştüm. Örer örmez resimleyemeden kardeşime vermiştim. Geçenlerde atkıyı görünce kardeşimden istedim, ben resimler sonra sana getiririm dedim ama resimlemem yine uzun sürdü...

Hazır resimlemişken sizlerle yapılışını da paylaşayım istedim.

31 Mart, 2012

Biz "yüncüye" gittik !!

Sonunda cesaretimi topladım, kızımı alıp Kızılay'a gittim. "Ay ne var bunda ?" demeyin. Tek başıma Kızılay'a gitmek çok kolay; evimden 50 metre ilerdne otobüse binerim, 15 dakika içinde Kızılay'da İzmir caddesinde tüm tuhafiyelerin bulunduğu bölgede olur, kendimden geçerim. Ama bebekle hele de Ankara'nın havasının son günlerdeki kararsızlığı sözkonus iken gitmeye kalkmak bir hayli cesaret isteyen bir şey oldu.Ama sonunda başardık kızımla bunu da :)) Gerçi Nilay'ın biz eeşlik ediyor olması bir çok şeyi kolaylaştırdı.
Neyse ben size nasıl gittiğimizi anlatmayacağım, zaten kolayına kaçtım, taksi çağırdım :P
Bu aylar sonra benim ilk kez Kızılay'a gidişim (doktor vs haricinde sadece zevk için) , kızımın ise hayatının ilk gidişi oldu. Güzelde oldu. Gerçi çok zaman harcamadık, ama yine de gidebildiğimiz tüm yüncülere gittik.
İlk durağımız her zamanki gibi Beyaz yün oldu. Kızım gittiğimizde uyuyordu.


Nilay teyzesi hemen yünlerin önünde bir resmini çekti. O uyuyorken ben oradaki arkadaşlarla biraz özlem giderdim.


Sonra uyandı, tabi hemen herkes başına toplandı...o etrafa gülücükler saçarken ve herkes onunla ilgileniyorken, ben etrafı gezdim, yünlere, tığlara baktım...


 Tabi yeni yünler aldım, ama fazla abartmadım :)
Kızımın bir kez daha yünlerin arasında resimledik ve bir kaç yeri daha ziyaret etmek için oradan ayrıldık.

Günün sonunda inanılmaz yorgundum. Dışarı çıkmanın en zor tarafı hazırlanma süreci, "bir şey unuttum mu?" diye düşünmek ve hep sanki bir şey unutmuşsun gibi gelmesi.
Bir de bebekle dışarı çıkmaya başlayınca farkettiğim bir şey; kaldırımların bebek arabasıyla gezmeye ne kadar elverişsiz olduğu. Kaldırımlardan inmek için rampaların olmaması, olan rampaların inmeye pek elverişli olmaması, ya da bir çok rampanın önüne araç parkedilmiş olması. Bir de ne hikmetse Kızılay'daki tüm yüncülerin merdivenli yerlerde olması, mutlaka merviden indik ve ya çıktık :( Bunları gördükçe aklıma hep bizim için geçici zorluklar bunlar, Eylül büyüyüp bebek arabasını kullanmadığımız zaman bu zorluklar kalkacak ama ya engelliler? Onlar için hayatı gerçekten zorlaştırıyoruz, kolaylaştırmak için gereken özeni göstermiyoruz.Daha önce dikkat ettiğim bu noktalar deneyimleyince, empati kuruncu daha farklı bir anlam ifade ediyor.
Biz kızımla bir adım daha attık, dışarı çıkabilmenin mutluluğunu yaşadık. Şimdi heyecanla havaların güzelleşmesini ve birlikte daha önce zevk alarak gezdiğim bir çok yeri yeniden keşfetmeyi bekliyoruz.

27 Mart, 2012

Teyzesinin Marifetleri

Biz iki kız kardeşiz. Ben kardeşim sayesinde teyzeliği bundan 7 yıl önce tattım. Ama ben biraz geç kaldım kardeşime aynı duyguyu ancak bu yıl yaşatabildim. Teyzesi kızımı öyle seviyor ki, onlara gittiğimizde ve ya onlar bize geldiklerinde kucağından indirmiyor, yanına uzanıyor kızımla sohbet ediyor, öpüyor, kokluyor...Ben de bunları görünce mest oluyorum :))
Kardeşim uzun zaman banka müfettişi olarak çalıştı, yorucu, yıpratıcı bir iş. Utku'şum ilkokula başlayacak diye geçen nisanda işten ayrıldı. Ne tesadüftür ki bir ay sonra da ben  hamile kaldım :)) Hamileliğim ve doğumum sırasında yanımda olması benim için büyük nimetti...Evlerimiz de yakın olunca nerdeyse haftanın 5 günü görüşür olduk (tabi annemlerde beraber geçirdiğimiz koskoca bir yazı saymıyorum). Bu kadar sık görüşünce yıllardır eline örgü almayan kardeşime bir şeyler oldu. Tabi biraz da minik yeğenine ciciler örme hevesinden kaynaklandı. Sonunda onun da kanına girdim ve bu kış  birlikte örgüler ördük.
Teyzesinin miniğime ördüğü kırmızı hırkayı ve renkli yeleği sizlerle paylaşmak istedim. Teyzemizin henüz bir blogu yok (yakında olursa hiç şaşmayın ), onun yaptıklarını ben yayınlıyorum..

Kırmızı hırkamızın modeli Ravelry'den; February Baby Sweater.


Yeleğimizi kayınvalidesinde görmüş, bir gece de örüp bitirmiş. Kızıma öyle yakışıyor ki :)