03 Ağustos, 2011

Şükür Kavuşturana

Uzun zamandır yazmıyorum bloguma; 31 Mart'tan beri...Bu sefer yazmadığım halde bir şeyler ürettiğim bir dönem geçirmedim.Tam tersi geçtiğimiz 4 ay boyunca ne doğru dürüst internete girdim ne de elime örgü aldım. Bol bol kitap okudum, pinekledim...Çok sevdiğim yüncüleri bile gezmedim, hatta doktor ve hastane ziyaretleri dışında evden bile dışarı çıkmadım doğru dürüst.
Peki neden diyeceksiniz?? Depresyondamıydım? Canımı sıkan bir şeyler mi vardı?
Aslında başta evet,; mart ayında hamile kaldım diye sevindim ama ne yazık ki biyokimyasal gebelik yaşamışım, tabi bu da beni oldukça üzdü.Ama yokluğumun sebebi bu değildi. Nisan ayı geçti Mayıs geldi ve bir baktım ki regl tarihimi geçirmişim.O dönem troid kontrollerim için doktora gitmiştim, hormon seviyem düşük çıktı ve dozu artırdılar. Ben doktorun gecikmem olduğu için test yapalım demesine rağmen yine boş üminde kapılmayayım diye yaptırmadım ama, gecikem 1 haftayı bulunca dayanamadım hemen bir test aldım ve yaptım...Test sonucunu görür görmez hemen doktorumu aradım ve randevu aldım zira pozitifti...Ama o testle yetinmedim gittim kan testi de yaptırdım, kesinlikle pozitifti...
Yaşanan tüm olumsuzluklar öyle etkilemiş ki beni, doktor ultrasonda bakıp "gözünaydın hamilesin ve herşey yolunda" diyene kadar hiç birine inanmadım...
Ve bizim için zor bir süreç başladı. Beni takip eden arkadaşlar biliyordur geçen yıl bir düşük yaşadım, hemen arkasından da "hipotroidi" hastalığı için ilaç kullanmaya başladım. Kasım'da artık hamile kalmak istiyorum demiş Dr. Ayhan Sucak Bey'in kapısını çalmış, düşük hikayemi dinlemiş ve bana "trombofili" (kan pıhtılaşması) sorunum var mı yok mu diye genetik test yaptırmamı tavsiye etmişti. Tabiki sonuç pozitif çıktı, en azındna bir önceki düşüğün muhtemel sebebini anlamış olduk.
Tüm bunlardan dolayı Dr. Ayhan Bey bebeğin kalp atışlarını duyduğumuz 7. haftadan itibaren hergün bir bebe asprini kullandırmaya başladı ve hemen arkasından hastaneye yönlendirip rutin testlerim yapıldı ve rapor alıp mor reçete ile pıhtılaşma sorunuma çözüm olacak Clexane 0,4 e başlattı. 7. haftadan beri her akşam kolumdan 1 doz iğne yapıyorum (ya da diğer koluma eşim yapıyor). Troid ilaçlarıma devam ediyorum, ayda bir kontrollere gidip dozu artırmamız gerekirse artırıyoruz.
12. hafta 2 li tarama testlerine kadar her şey yolunda gitti.Tarama testlerinin sonucu da çok rüskli çıkmadı ama ne yazık ki yaş 35 üstü olunca doktorum amniyo sentez yaptırmam gerektiğini söyledi. 1 ay zor geçti, korktum, tedirgin oldum. Ama Ayhan Bey'e güvendim ve kabul ettim. Dün amniyo sentezimizi de yaptırdık. Şimdi bekleme sürecindeyiz. 25 gün sonra çıkacakmış sonuçlar. Bekliyor ve dua ediyorum. Dün ultrasonda bebeşimi gördüm bir kez daha, ellerini ağzını kıpırdatıyor, amniyosentez iğnesini tutmaya çalışıyordu...Nasıl güzel bir şeydi anlatamam sizlere. Bebek sahibi olmak, anne olmak, şimdi daha çok anlam kazandı. Sonuç kötü çıkar da ya da herhangi başka bir şekilde onu kaybedersem öncekinden daha acı olacak benim için.Allah'ıma dua ediyorum bebeğimi korusun, onu bize bağışlasın diye. Ve hep ekliyorum bebek isteyen herkese sağlıklı bir bebek, çocuk versin...
Şimdi 4,5 ayımız doldu, daha uzun bir zaman var önümüzde Allah izin verirse. Ocak' da doğacak bebeğim.İnşallah her şey yolunda gider.
Bu geçtğimiz 4 ayılık suskunluğumun sebebi buydu.İlk 3 ay bulantı ve baş dönmeleri yüzünden ne netle ne d eörgüyle pek arma yoktu...Son 25 günde de tatil yaptım, ailemin yanındaydım. Şimdi daha iyiyim.Umarım bundan sonra daha sık uğrarım buraya.
Bu arada doktorumun bana taktığı bir ad var, " yok yok sercan"...ben de hipotroid, tormbofili, kan uyuşmazlığı, 35 yaş üstü, kilo vb riskler olduğu için taktı bu ismi. 12. hafta da tüm bunalra bir de amniyotik band riski eklendi...Gerçekten yok yok bende. Yine  de ümitliyim, Allah'ım izin verirse bebeğim sağlıklı bir şekilde dünyaya gelecek.
Benim taşıdığım risklerle ilgili bilgi sahibi olabilmeniz için hepsine link verdim.Bunlar hahkında sizler de bilgi sahibi olun, en azından kulak dolgunluğunuz olsun diye. Belki bir şekilde işinize yarar.
Bebek bekleyen, bebek isteyen herkese Allah'ım yardım etsin, gönüllerine göre versin, hayırlısını versin...

31 Mart, 2011

Söke Ziyaretimiz

Son yıllarda Söke'yi sadece yaz tatillerinde Ankara'ya dönerken görür olduk...Ailem yazlıkta olduğundan tatili orda geçiriyor, sadece zeytinyağı almaya Söke'deki eve uğruyoruz.Söke'yi çok severim ben, orda doğduk kardeşim de ben de, ama annem ve babamın işinden dolayı orda büyümedik.Biz üniversiteye gidince annem de babamda emekli oldular evimiz Söke'deydi, Söke'ye döndüler. Baba tarafım hep Söke ve civarındadır, köyümüz de pek yakındır Söke'ye.
Neyse benim Söke sevdam anlat anlat bitmez, ben geleyim bu ziyaretimize...Egeliler, hele ki Aydınlılar bilirler, bahar bizim oralarda bir başkadır...Şubatta ısınrı hava, Mart sadece "kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" :)
Baharda her yer beyaza bezenir, ama bu beyaz kar beyazı değildir, papatya beyazıdır. Ara ara kırmızılar olur, şanslıysanız da maviler, morlar...Anemon mavisi, moru, kırmızısı...Kır laleleri...Çocukluğumda bellediğim yerler vardır, lale köklerinin olduğu yerler, her sene aynı yerde açar o laleler...
Yıllardır gitmemiştim baharda Söke'ye.Bu sene öyle denk geldi ki eşimin denetimi çıktı Aydın'da...Hemen topladık bavulumuzu, ben resmen koşa koşa düştüm yollara...Şanslıydık hava çok güzeldi.İşlerimiz bitince hemen incirliğimize gittik, doya doya papatya, lale topladım...Tadını çıkardım. Ne yazık ki fotoğraf makinamı almamışım hiiiç resim çekemedim.




Peki sizce Söke'ye gidince ilk uğradığım yerlerden biri neresiydi?? Tabi ki yüncüler :)) Söke'nin merkezinde Belediye'nin etrafındaki dükkanlarda ufak ufak bir çok yüncü var. Ama annem bu sefer onlar dışında bana bir yeri gösterdi ki inanın içinden çıkmak istemedim. Eşimi zorla sürükledim oraya bir kaç resim çektirdim telefonuyla.Sizlerle de paylaşmak istedim.






Dükkanın sahibi Aylin Hanım yeni doğum yapmış, "dükkan biraz düzensiz" dedi, bence muhteşemdi :))

29 Mart, 2011

Bombay'dan sevgilerle!

Yok ben gitmedim Bombay'a...Geçtiğimiz hafta şehir dışındaydım evet, ama Bombay'a gitmedim :)) Söke'Ye kadar gittik geldik eşimle...Ama durun Söke mevzusunu bir başka yazımda anlatacağım.Şimdi Bombay vakti :)


Bu şirin bebek yeleğinin adı Bombay Love, örmesi çok basit, sonuç pek şirin. Modelin sahibi Rima Aranha, çevirisini en kısa zamanda ekleyeceğim....Şimdilik örmek isteyenler hem Ravelry'i hem de Yarn Days'i ziyaret edebilirler.

17 Mart, 2011

Lumi Lumi Ley!

Bakar mısınız gevşekliğe, ciddi ciddi yazmak varken, sıkılmadan espri de yapıyorum başlık atarken...Şalın adı Lumi, hemen bir yerden yakıştırıverdim bir şeyler... Suvi Heikkilä (modelin tasarımcısı) okusa bu yazımı ne ayıp olur kadına :) 


Neyse ben bu şala geçtiğimiz yaz başladım. Ya bakın bir yazımla size hem gevşek ve espri yapma kabiliyetim olmadığını hem de ne kadar tembel olduğumu kanıtladım...Evet geçen yaz, Temmuz ayında başladım ve Aralık gibi bitirdim.Mart ayında da yayınlıyorum.


Model zor mu? Kesinlikle değil, hem kolay hem de şık bir model. Anlatımına Ravelry'den ulaşabilirsiniz.

16 Mart, 2011

Yapraklı Şal

Bu şalın bir ismi var mı bilmiyorum. Ben Ravelry'de aynısından bir tane buldum ve kendim bir isim vererek ekledim. Zira Ravelry'dekinde sadece örneğin model nosu vardı.Pek yaratıcı bir isim olmadı, şalın üzerinde yapraklar vardı, adı "Yapraklı şal" oldu:)


Bu yazıyı okuyan Ankara'lı örgüseverleri duyar gibiyim..."aaa ben bu şalı görmüştüm", evet görmüşsünüzdür, ya da dikkatinizden kaçmışsa bir daha yün almaya gittiğinizde etrafınıza bir bakın, mutlaka göreceksiniz.
Ben şemalarına ne yazık ki ismini öğrenmeyi akıl etmediğim bir bayandan ulaştım.Örmek isteyen herkes Kocabeyoğlu Pasajın'daki Beyaz Yün'den alabilir şemalarını ve malzemelerini.


Benimkisi biraz büyük oldu, şemayı fazladan bir kez daha tekrar etmişim.Ama sonuç güzel oldu. Kısmetse anneciğime hediye olacak..